NYPL Spencer Collection Turk. MS 3
Mustafa Darîr, Siyer-i Nebî (Murad III nüshası, 1594-95), III. cilt
Hz. Muhammed’in hayatını anlatan ilk Türkçe siyerin III. Murad için resimlenen altı ciltlik nüshasının üçüncü cildi: Mi’rac’tan Hicret’e ve Medine’nin ilk yıllarına.
- Tarih
- 1594–95
- Bölge
- Osmanlı (İstanbul)
- Kurum
- New York Public Library
- Temalar
- Saray ve güç
Bu eser hakkında
Siyer, Hz. Muhammed’in hayatını anlatan eserlere verilen ad. Erzurumlu Mustafa Darîr, Mısır’da yaşarken Memlük hükümdarı Berkuk’un isteğiyle bu hikâyeleri saray meclislerinde Türkçe anlatmaya başladı ve 790 (1388) yılında yazıya geçirdi. Ortaya çıkan Sîretü’n-nebî, Türkçe yazılmış ilk siyer kitabı. Darîr “gözleri görmeyen” demek; yazarın lakabı.
İki yüz yıl sonra III. Murad bu kitabın resimli bir nüshasını hazırlattı. Altı ciltlik nüshada 814 minyatür var ve atölyenin başında Nakkaş Hasan bulunuyordu. Hattat Ahmed Nûri’nin yazdığı ciltler, III. Murad’ın ölümünden sonra, 1595’te III. Mehmed’e sunuldu. Bugün birinci, ikinci ve altıncı ciltler Topkapı’da, dördüncü cilt Dublin’deki Chester Beatty Kütüphanesi’nde; beşinci cilt kayıp.
Arşivdeki yapraklar New York Halk Kütüphanesi’ndeki üçüncü cilde ait. Yaklaşık 38 × 27 cm boyundaki bu cilt 465 yapraktan oluşuyor ve 128 resimli sayfa içeriyor; bunların 76’sında Hz. Muhammed tasvir ediliyor. Anlatı Mi’rac’la başlar: Cebrâil’in daveti, Burak ve Mescid-i Aksâ’da peygamberlere kıldırılan namaz. Ardından Mekke’nin zor yılları gelir: Ebû Tâlib’in ölümü, Tâif yolculuğu, kabilelere yapılan davet ve Medinelilerle Akabe’de yapılan biatlar. Cilt Hicret’le, Sevr Mağarası, Sürâka ve Ümm Ma’bed’in çadırı gibi yol hikâyeleriyle ve Medine’deki ilk yıllarla, yani Mescid-i Nebevî’nin yapılışı, ezanın başlaması ve minberle sürer.
Bu nüshada Hz. Muhammed’in yüzü beyaz bir peçeyle örtülü, başının üstünde altın bir alev halesi var. Diğer peygamberler ve bazı sahâbîler daha küçük alev haleleriyle gösteriliyor. Yaprakların çoğunda resmin hemen üstündeki ve altındaki satırlar sahneyi anlatıyor; arşivdeki yaprak metinleri bu satırlara dayanıyor. Hz. Muhammed’i tasvir eden yapraklar burada tarihî birer eser olarak, saygıyla gösteriliyor.



































































































































